Yürek Yangınları Anasayfa

İbrahim Amca’nın Hikayesi

Perşembe, 13 Eylül 2007

Bu yaşanmış gerçek bir hikaye..Mısırlı bir dava adamı olan doktor Saffet Hicazi’den dinledim bir Tv kanalında..Kendisi de, olayın kahramanından bizzat dinlemiş..a

İbrahim Amca bir Türk..Fransa’da yaşıyor ve mütevazı bir bakkal dükkanı var, daha doğrusu küçük bir marketi..

O’ndan alışveriş yapan bir sürü site sakini var dükkanının çevresinde..
Her milletten, her dinden, her renk ve ırktan pek çok insanlar..

Olayımızın kahramanı Cad, 7 yaşında bir Yahudi çocuğudur..

Cad, hergün gelir ve İbrahim Amca’dan alışveriş yapar, her gelişinde de sahibine hissettirmeden(!) bir çikolatayı cebine indiriverir..

Bu aylarca böyle devam eder..

Birgün yine gelir, alışveriş yapar ama her zaman yaptığı gibi çikolata almaz, çıkar..

İbrahim Amca, arkasından seslenir şefkatle;

“Caad, bugün çikolatanı almadın a” Ve uzatır ona her zaman Cad’ın aldığı çikolatayı..

Şaşırır çocuk ve; “Biliyor muydun?” der hayretle..

İbrahim Amca başını okşar Cad’ın ve; “Sakın bir daha çalma Cad, hırsızlık büyük bir suçtur..Başkasının hakkına tecavüzdür! Buraya geldiğinde yine al çikolatanı, ama benden hediye olaraka der şefkatle..

Bundan sonra Cad ile arkadaş hatta dost olurlar..İbrahim Amca 50 yaşında, Cad ise 7 yaşında bir çocuktur..Aradan yıllar geçer..Ne zaman Cad’ın bir sıkıntısı olsa, doğru İbrahim Amca’sına koşar Cad.. O’nun şefkatli sinesine sığınır; Ailesiyle, arkadaşlarıyla vb. tüm sorunlarını anlatır bu dostuna ve nasihatlarini, çözümlerini hayranlıkla dinler, uygular..

Ne zaman sıkıntıyla İbrahim Amca’sına koşsa Cad, İbrahim Amcası çekmecesinden bir kitap çıkarır ve Cad’a vererek; “Hadi aç bir yeri” der, sonra Cad’ın açtığı yeri okur, Cad’a anlatır ve sorununu böylece çözümlerler birlikte..Hayrettir ki, her defasında da teşhis ve çözümler doğrudur!..

Böylelikle tam 17 yıl geçer; Cad 24 yaşında koca bir genç delikanlı, İbrahim Amca da ötelere yürüyen bir fani..Ama dostlukları hep bu minval üzeri devam etmiştir..

Bir gün emr-i Hakk vaki olur ve İbrahim Amca, Hakk’ın rahmetine kavuşur..Ölmeden önce çocuklarına bir vasiyeti vardır İbrahim Amca’nın; İçerideki küçük Sandık olduğu gibi hiç açılmadan Cad’a verilecektir..

Cad, bu en büyük dostunun ölümüyle yıkılır..Çok ağlar, çok yanar..Artık elinden yüreğinden tutan, sorunlarına çözümler bulan, sırdaşı-dert ortağı yoktur..
..devamını oku

O, seni DUYUYOR ve CEVAP VERİYOR biliyor musun?

Salı, 11 Eylül 2007

Duanın kabulu için 4 şart vardır;

1-Yakin ; Kişi bilmeli ki ettiği duayı mutlaka duyan ve MUTLAKA cevap verecek biri var..Kudretine istinaden yalnız O’ndan istenir.

2-Huşu ; Olabildiğince O’nun karşısında zillete düşerek, hiçliğini ilan ile, gözyaşlarıyla yürekten dua edilmeli.

Büyüklerden biri der ki; “Farzet ki gemin batmış, denizin azgın dalgaları arasında küçük bir tahta parçasına tutunmuşsun..Nasıl dua eder, nasıl yakarırsın Rabbine? İşte öyle dua et..”

3-Duada acele etmemek ; Mutlaka her duaya cevap var, duaya bu bilinçle devam edilmeli, ISRAR edilmeli..

4-Helal yemek ; Bunu açıklamaya gerek yok

Ebeyni haram kazanan-yiyen ve elinden bir şey gelmeyen gençler için; sadaka tavsiye ediliyor, akılda olsun..

Bir de çok enteresan bir şey öğrendim, belki biliyorduk ama bilinçle değil..O da;

Bir taate başlarken eğer kişi dua ederse, ya da bir haramdan uzaklaşmaya söz verirken dua ederse o DUA KABUL OLAN DUALAR ARASINDA zikrediliyor büyüklerce..

Mesela tesettürlü olmayan biri; “Ben artık kapanacağım” deyip dua ederse..

Ya da “Namaza başlayacağım Rabbim” der dua ederse..

Ya da “işlediğim şu haramdan vazgeçiyorum” der dua ederse..

Akılda olsuna
..devamını oku

Bu Ramazan Unutulmaz olsun, olur ki SON ramazanımızdır…

Cumartesi, 8 Eylül 2007

İşte “Nerde eski Ramazanlar “dememek ve bu mübarek günlerden maksimum istifade için: 6 zaman ayırma ipucu ve bu zamanı kullanmak için 9 yol!

Vakit geçirmeden okuyun, harekete geçin! ‘Zaman’ı temizleyin! Zamana adres bırakın!

1- Telefon:

Telefondaki konuşmalarınızı en aza indirmeye gayret edein. Düzenli olarak konuşmanız gerekiyorsa, bunları kısa tutun. Karşınızdaki şahsa bu ayın ehemmiyetinden bahsedin ve fırsat kaçırmadan bu aydan istifade etmek istediğinizi söyleyin. Ve onunla bu ipuçlarını paylaşın!

2- Yemek:

Bu ay İbadet ve Kur’ân ayı. Yemek yeme ayı değil. Onun için basit yemekler pişirip, ibadetlere ve Kur’ân’a vakit ayırmaya çalışın. Hanımlarına çok ve çeşitli yemekler yaptırıp vakitlerini mutfaklarda harcattıran kocalar var.. Eğer gerçekten mutfakta vakit geçirmeniz gerekirse, bir Kur’ân kaseti takın veya dilinizde zikir olsun.. [Yemekleri hızlı hazırlamak için de ipuçları bulabilirsiniz!]

3- Alışveriş:

Bayram alışverişinizi ŞİMDİ yapmaya çalışın. Ramazan’ın son on günü ibadetlere vakit ayırmamız gerekiyorken, kendimize ve çoluk-çocuğumuza yapacağımız alışverişlere harcıyoruz.Bu son on günde performans attırmalı ve Kadir Gecesi’ne hazırlıklı girmeliyiz! Bu Ramazan’ı geçen Ramazanlardan çok daha farklı yapmalıyız!

4- İftar partileri(!):

Ramazandaki iftar partileri giderek yaygınlaşıyor. Yılın diğer aylarında sosyal olmak için yeteri kadar vakit var. Bu ay bizim ayımız! Tabii ki birilerinin iftar yapmasını sağlamak sevaptır. Ama ihtiyacı olan fakir fukârayı bulup onları doyurmak daha efdaldir! Efendimiz (sav)’in hadislerinde oruç olan kişilere iftar yaptırmakla alakalı Hadis-i Şerifler bulunmaktadır..
..devamını oku

O’nunlasın her zaman..

Salı, 4 Eylül 2007

O’nunlasın her zaman…

Bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
Tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
Tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
Tüm tv dizilerinden daha dostça.

O varken “yalnızlık” sadece bir kelimedir.

O’na yakın olduğun oranda yalnız değilsin,
O’ndan uzaklığın oranında yalnızsın.

Sana şefkat eden bir Rabbin var; sahipsiz değilsin.
O seni ve diğerlerini şefkatle terbiye ediyor.
Herkesi merhametinin kucağında ağırlıyor.

O seni sevdiği için var eyledi.
Seni severek var eyledi.
Senin varlığından hoşnut.
Senin varlığın O’na yük değil.

Büyük bir ateşten küçük bir çıra tutuşturulsa
ateşten ne eksilir?
..devamını oku

Haram, ateştir!

Pazar, 2 Eylül 2007

Bursa evliyâsından “Molla Ayas”, bir gün sevdiklerine;

- Dün akşam, ocağa odun atıyordum ki, içerde yanıp kor haline gelen kömürleri gördüm, buyurdu.

Aman Allahım! O ne hararetti öyle.

Elimi hemen geri çekip, gayri ihtiyari;

- Yâ Rabbî, bu ateşe nasıl dayanılır? dedim.

Sonra da;

- “Bu ne ki?..” diye düşündüm kendi kendime.

Bu ateş, “Cehennem ateşi” yanında hiç kalır.

- Hiç mi kalır? dediler.

- Evet. Çünkü Cehennemden bir kıvılcım bu dünyaya gelmiş olsa, onun sıcaklığından bu dünya erir, biter.

- Cehennem ateşi bu kadar mı şiddetli?

- Elbette. O ateşte yanan bir kimseyi, oradan çıkarıp dünya ateşine koysalar;

“Oooh, burası ne rahatmış” der.
..devamını oku

Gel GÖNÜLden konuşalım..

Cuma, 31 Ağustos 2007

Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir. Gel dost ile kalalım.
Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim. Dost aşkına yanalım.

Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim.
Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz.
Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz. Aşıklar ölmez bilirsin.

Gel gönülden kavuşalım!
Gel gönülden konuşalım!

“Gel, gel aramıza katıl;
biz Hakk’a gönül vermiş aşk insanlarıyız!
Gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver,
Giriver ve evimizde bizimle beraber otur…
Gel birbirimizle içten konuşalım,
Kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım…
Güller gibi dudaksız ve sessiz görüşelim,
Tıpkı düşünce gibi dudaksız, dilsiz görüşelim…
Mademki hepimiz biriz,
Birbirimize dilsiz, dudaksız gönülden seslenelim…
Madem ki ellerimiz kenetli,
Gel bu halden bahisler açalım.
El ayak gönül hareketlerini daha iyi anlar,
Öyle ise gel dilimizi tutalım,
Titreyen gönüllerimizle buluşalım”

(Hz. Mevlana)

Gel gönülden konuşalım!

Dostun nazargahı olan gönülden. O gönül ki; dost onu sevdi, onu beğendi, onu yer bildi. Ona aşkı, ona sevgiyi öğretti. Aşkı bir gök gibi yaydı gönüllere. İşte, oradan sesleniyorum sana…

Gel gönülden konuşalım!

Sözlerin iflas ettiği yerden buluşalım.
Sükuta boyansın her yer. Sükut boyasın her yeri.
Yürekten selamlaşalım.
Kapat gözlerini. Gözlerin kendiliğinden kapansın.
Kalbinden kalbime, kalbimden kalbine yollar açalım.

Göz göze gelsin gönüllerimiz.
Bütün azalarımız dil olsun.
Sonra vedalaşsın birbirleriyle azalarımızla vedalaşalım.
..devamını oku

BU GECE secde edenlere müjdeler olsun..

Pazartesi, 27 Ağustos 2007

“Bu gece rükûya varanlara müjdeler olsun!”
“Bu gece secde edenlere müjdeler olsun!”
“Bu gece Allah’ı zikredenlere müjdeler olsun!”
“Bu gece O’ndan dua ve niyazla isteyenlere müjdeler olsun!”
“Bu gece Haşyetullahtan ağlayanlara müjdeler olsun!”
“Bu gece Hayırlı amel işleyenlere müjdeler olsun!”
“Bu gece Kur’an okuyanlara müjdeler olsun!”

Evet bu gece, o sene olacak tüm hadiselerin tayin edilip, hükme bağlandığı, Allahu Teâlanın mağfiretinin bol olduğu,

“İsteyene istenilenin verildiği” müstesna gecelerden biridir..

Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, kaldırılan ellerin boş
çevrilmeyeceği böyle mübarek bir geceye bizi erdiren Allah’ımıza hamd-ü senalar olsun..

Dileriz kıymetini bilelim..
Dileriz boş dönenlerden olmayalım..

..devamını oku

Dokun Yüreğime..

Pazar, 26 Ağustos 2007

Baki’ye müteveccih herşey baki olur..

Pazar, 26 Ağustos 2007

Ölmeyen bir sevgiliye âşık ol..

Cumartesi, 18 Ağustos 2007

Sen kamışsın, ucunu kesmezsen küt diye kalır.

Nefis yongasını da atacaksın ki o zaman;

“Ben o kudsi ruhun elindeki kamışım.İmzamı ha atmışım ha atmamışım.” NFK

Kendi nefsini sıfırlayacaksın ki; O sende ne melodiler çıkaracak, ne melodiler çıkaracak.

Allah’a bir ney olmamız lâzım. Allah’ın mânâsı bizden nasıl yansıyacak?Ama biz nefsimizi kütük gibi kendimizden yok etmediğimiz takdirde manâ çıkmıyor.

Allah da böyle diyor: Sen kendini sıfırla ki ben sana ikram edeyim.

Ama sen, “Bende var,sağol” diyorsun oldu mu?

Nasıl ikram etsin ki sana?

Kerem sahibi karşı tarafta bir fakirlik görecek ki sana ikram etsin.
Hiç acz ve fakrını belli etmiyor. Sen,ona ne hediye etmek isteyebilirsin ki?

Adam zaten her tarafı altınlarla kaplanmış, hiç aczini belli etmiyor.

Kemal Ayyıldız

Hazret-i Musa aleyhisselam Tur’daki duasinda der ki :

- Rabb’im, sen kullarindan ne zaman razi olursun bildir de, ben de kullarina bildireyim. Onlar da senin razi olacagin sekilde dusuncelerini duzeltsinler.

Soyle buyurur Rabb’imiz :

- Kullarim benden ne zaman razi olurlarsa, ben de onlardan o zaman razi olurum!..

DERTLİ BİRİ, ağlayıp inlemekteydi. Oradan geçmekte olan Şiblî, adamın halini görüp ağlayışının sebebini sordu. Adam dedi ki:
..devamını oku

Sayfa: « önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 sonraki »