Bu sabah bir arkadaşım aradı ve sabah yakaza aleminde -uyurla uyanıklık arası-Efendimiz aleyhisselam’ı gördüğünü söyledi.. MaşaAllah tebarekAllah..
Evine gelmiş ve O’na hediye bardak getirmiş, salonundaki bir sandalyede otururken görmüş, beyaz tob -Arapların giydiği beyaz elbise- giymiş, profilden görebildim diyor..
Kalktığında bir hoş olmuş tabii, anlattığında ağlamaklıydı canım benim 
Dedi bana, rüyamı tabir et..
Dedim ki, bu rüyayı tabire ne hacet
Dedi, o bardaklar nedir?
Dedim, şimdi bardaklara inersek, rüyanın kıymetini düşürürüz..Sen asla bak Gelmiş ya O, evine, oturmuş ya sandalyene..Ne güzel 
Sonra sordum ona;
Sen ne yaptın ki O en Sevgili teşrif etti evine?
Çünkü O, öyle kolay gelmez, illaki hoşuna gidecek bir amel, bir hayır, bir şey yapmış olmalısın..
Eğer bunlar yapılmıyorsa, sen O’na benzemiyorsan; yaşayışınla, sözlerinle, hareketlerinle, davayı sahiplenişinle…vs..

Kehf Suresini hepimiz biliriz.. Okunması çok faziletli olan bu Surenin bir bölümünde; Musa (AS) ile salih bir kulun (belki de Hızır) kıssası anlatılır.
Dünyaya bak!..
Çocuklarımız bizim herşeyimiz.. Umutlarımız, yarınlarımız onlar.
O Dergâhta NE misin?..
Hayatının ilk sırasına koyduğun,
Sevgimizi nasil ifade edebiliriz?




