Çocuklarımız bizim herşeyimiz.. Umutlarımız, yarınlarımız onlar..Gönüllerimizde yaşattığımız özlenen ülkenin kurucusu onlar.. Lütfen onlara değer verelim.. Onları anlamağa çalışalım, bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmayalım..Onları sevelim çok sevelim..
Bir çocuğun maddeten ve mânen sağlıklı büyümesinde sevgi-sefkat gıdadan çok daha önemlidir..Onlara her halimizle örnek olalım..
Namazımız, orucumuz, zikrimiz, diğer insanlarla olan ilişkilerimiz öylesine sağlıklı ve Resûl kaynaklı olsun ki onları kucaklasın..
Yalandan sakındıralım yavrularımızı..Bir kabahat işlediğinde, doğruyu söylediği zaman “Doğru söylediğin için seni affediyorum” diyebilelim.. Yalana teşvik etmeyelim onları.. Biz de yalandan kesinlikle kaçınalım ki tam örnek olalım..Odalarına “Allah yalan söyleyenleri sevmez” gibi anlaşılır ufak notlar asılabilir..
-Hatta biz duvar gazetesi yapmıştık odalarına : ) Çok da güzel olmuştu hala durur.. Güzel yazıları kesip veya yazıp yapıştırıyorduk.. Yemek ve ezan duasını da bu şekilde ezberlemişlerdi
-
Söz ile öğüt ile verilemeyen çok şeyler, tatbikatla anında kavranır, silinmez yer eder, kafada, yürekte.. Buna önem verelim..
Mesela dinî mes’elelerde: çocuk hep önünde, ezandan önce abdestini alıp bekleyen, namazını huşû ile kılan, Kur’an okuyup ağlayan , secdelerde hıçkırıklara boğulan, Allah adını duyduğu her yerde yüreği sancılanan, gözleri bulutlanan annesini, babasını görürse, görüyorsa hiç nasihat istemez..
..devamını oku


Muaz, bir Arap Genci, Mısırlı..İmandan, Kur’an’dan, İslam’dan bîhaber günümüz gençlerinden biri..“Ol mâhiler ki, derya içredir, deryayı bilmezler” hesabı..Aklı, yüreği ateş almış..Şehvetlerinin peşinde, kıskacında..Üstelik, yüzde yüz yanacağını bilerek ateşe atlayan, şu bahtsız asrın pervanelerinden biri O..
Aklımda televizyonda izlediğim eski bir diziden hoş, çarpıcı bir kare var..Kısaca: Aynı işte çalışan iki kardeşin hikayesi bu anlatacağım bölüm..Para konusunda hiç anlaşamıyorlar.Çaktırmadan birbirini dolandırıyor ve sürekli kavga ediyorlar..
Dünyanın, yaşanmış en güzel aşk hikayesi bu..
Zaaflarımız, vurulma noktalarımız..
Yaşanmış bir hikaye bu anlatacağım..Birebir yaşayan ve ilk ağızdan anlatan Mısırlı bir Hoca; Muhammed Salih. Bir televizyon kanalında kendisi anlattı –Ennas Tv-Nil Sat-
Geçen Perşembe ders bitimi bir hanım geldi, yanıma oturdu ve;
ne yapmayalım?” dedi..
Anlaşılan epey dolmuş, çok incinmiş..
Hep can bilip, tüm vakitlerini sarfettiklerin, ömrünü yoluna adadıkların, başüstüne koyup, üstüne titrediklerin, bir bir terkettiler seni işte..




