Yürek Yangınları Anasayfa

‘Yazılarım’ Kategori Arşivi

Gelecegin mimarlari:BiZiZ!

Perşembe, 24 Nisan 2008

Çocuklarımız bizim herşeyimiz.. Umutlarımız, yarınlarımız onlar..Gönüllerimizde yaşattığımız özlenen ülkenin kurucusu onlar.. Lütfen onlara değer verelim.. Onları anlamağa çalışalım, bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmayalım..Onları sevelim çok sevelim..

Bir çocuğun maddeten ve mânen sağlıklı büyümesinde sevgi-sefkat gıdadan çok daha önemlidir..Onlara her halimizle örnek olalım..

Namazımız, orucumuz, zikrimiz, diğer insanlarla olan ilişkilerimiz öylesine sağlıklı ve Resûl kaynaklı olsun ki onları kucaklasın..

Yalandan sakındıralım yavrularımızı..Bir kabahat işlediğinde, doğruyu söylediği zaman “Doğru söylediğin için seni affediyorum” diyebilelim.. Yalana teşvik etmeyelim onları.. Biz de yalandan kesinlikle kaçınalım ki tam örnek olalım..Odalarına “Allah yalan söyleyenleri sevmez” gibi anlaşılır ufak notlar asılabilir..

-Hatta biz duvar gazetesi yapmıştık odalarına : ) Çok da güzel olmuştu hala durur.. Güzel yazıları kesip veya yazıp yapıştırıyorduk.. Yemek ve ezan duasını da bu şekilde ezberlemişlerdi :) -
Söz ile öğüt ile verilemeyen çok şeyler, tatbikatla anında kavranır, silinmez yer eder, kafada, yürekte.. Buna önem verelim..

Mesela dinî mes’elelerde: çocuk hep önünde, ezandan önce abdestini alıp bekleyen, namazını huşû ile kılan, Kur’an okuyup ağlayan , secdelerde hıçkırıklara boğulan, Allah adını duyduğu her yerde yüreği sancılanan, gözleri bulutlanan annesini, babasını görürse, görüyorsa hiç nasihat istemez..
..devamını oku

FARK

Pazartesi, 21 Nisan 2008


Bütün kadınlar, üç aşağı-beş yukarı aynıdır.

Farklı olan Cennet Kadınlarıdır;)

Ayşe

Gül Kokulu Yâre Selam

Cumartesi, 19 Nisan 2008

Muaz, bir Arap Genci, Mısırlı..İmandan, Kur’an’dan, İslam’dan bîhaber günümüz gençlerinden biri..“Ol mâhiler ki, derya içredir, deryayı bilmezler” hesabı..Aklı, yüreği ateş almış..Şehvetlerinin peşinde, kıskacında..Üstelik, yüzde yüz yanacağını bilerek ateşe atlayan, şu bahtsız asrın pervanelerinden biri O..

“Biriydi..” demek daha doğru ama..Çünkü şimdi, hidayet nuruyla aydınlanmış; nur yüzlü, tatlı sözlü, ateşlere siper olmaya çalışan asrın itfaiyecilerinden, bir dava eri O..

MaşaAllah televizyonlarda program yapıyor ve nurdan yüreğiyle serin sular taşıyor, içinden çıktığı o yangınlara..Âdeta haykırıyor; “Durun kalabalıklar! Bu cadde çıkmaz sokak!” Anlatıyor, yürek yangınlarını paylaşıyor hep..

İzlediğim programında Mescid-i Nebevi’nin önündeydi bir sabah namazı öncesi..Arkada nurlu Peygamber Mescidi ve O’na koşan her renk, her kılık ve her diyardan insanlar..

Ve anlatıyordu Muaz o tatlı diliyle, yanışının-dirilişinin hikayesini;

“Ben küçükken, etrafımdaki herkes “Resulullah’ı seviyoruz” diyorlar, bu kutsal mekanlara gelmeye can atıyor, O’nun adı geçince ağlıyorlardı hep..Bense hiç anlamıyordum bu can atışın, bu gözyaşlarının sebebini, hep hayret ediyordum..Çünkü içime bakıyorum tık yok! O iklimlerden bir esinti, bir kıpırtı hiç yok..Hâşâ inkar etmiyordum, ama hiçbir şey de hissetmiyordum..

Çünkü O’nu tanımıyordum! Tanımayan sevemez ki..
Eğer O’nu tanısa cümle alem, asla kayıtsız kalmaz! Kalamaz! Ah bir tanısalar!..

Kendimden biliyorum; Ne zaman ki O’nu tanıdım, hidayet nasip oldu işte o zaman ölü yüreğim dirildi, volkanlar düştü içime..Sevmek nedir anladım..Özlem, hasret, aşk nedir yakînen bildim..

“Anam babam sana feda olsun ya Resulallah!” diyenleri, uğruna ölüme gidenleri, O’nu canlarından çok sevenleri anladım..Nasıl sevdiklerini ve yandıklarını işte o zaman bildim ve uyandım ve yandım şükrolsun..

İlk; “– Kardeşlerimi ne zaman göreceğim” diye iç çekişi vurdu beni..

Soranlara; “– Sizler benim ashâbımsınız!.. Kardeşlerim ise sonra gelecekler!.. Bana, görmeden iman edecekler!.. Onları ne kadar da özledim” deyişi..
..devamını oku

Bir Türkümüz olmalı

Pazar, 30 Mart 2008

Aklımda televizyonda izlediğim eski bir diziden hoş, çarpıcı bir kare var..Kısaca: Aynı işte çalışan iki kardeşin hikayesi bu anlatacağım bölüm..Para konusunda hiç anlaşamıyorlar.Çaktırmadan birbirini dolandırıyor ve sürekli kavga ediyorlar..

Ama, yüreklerini aynı frekansta titreştiren, bir anda herşeyi unutturan,silip götüren, tebessümleri, sevgiyi getiren ortak bir türküleri var onların…

Böyle şiddetle kapıştıkları anlarda, kardeşlerden birisi, o meşhur, kıvrak türküyü söylemeye başlıyor hemen :) Diğeri o kızgınlık ve öfkeyle:

“Yapma! Söyleme!” falan diyor ama, sanki karşı koyamadığı sihirli bir güçle, birden tüm vücuduyla, tüm benliğiyle türküyle bütünleşiyor ve ikisi karşılıklı oynamaya başlıyorlar :)

Dargınlıklar, kırgınlıklar, şiddet, öfke…Herşey bitiveriyor..

Buharlaşıp uçuyor sanki..

Öyle hoş bir an ki..

Sarsılıyorsunuz..

Ve düşünmeden edemiyorsunuz..

Keşke bizim, hepimizin de böyle türküleri olsa..

Ev, cami, okul ve iş yerlerimizden tütün da taa ülkeler arası ilişkilere kadar.. Keşke olsa..

En zor anlarımızda aniden söylemeye başlasak..
..devamını oku

En güzel aşk hikayesi

Cumartesi, 22 Mart 2008

Dünyanın, yaşanmış en güzel aşk hikayesi bu..
Ne Leyla diyeceğim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs. vs..

En güzel aşk hikayesi Efendimiz salallahu aleyhi ve sellem ile Hatice Validemiz’in hikayesidir..

Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da diğerleri, aşkları dillere destan ölür, günümüze kadar ulaşırdı?

Hayır tabii ki!

Belki bir kaç sene sonra bitecekti.. Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar

Ama siz bir bakın Efendimiz’le, Hatice Validemiz’in aşkına ALLAH için!

Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk..

Ahla kıssat hub fil âlem.

Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Efendimiz yaşlı bir hanımla karşılasıyor..

O’nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere "Bırakın" diyor gelsin..

Sırtından abâyasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup 1 saat kadar sohbet ediyorlar..

Âişe Validemiz merak ediyor ve sonrasında;

..devamını oku

Zaaflarımız

Cumartesi, 8 Mart 2008

Zaaflarımız, vurulma noktalarımız..

Hedef tahtalarımız bir anlamda..

Zaaf, kişinin en dayanıksız olduğu, mukavemeti zor olan zayıf noktaları, yönleri..

Beden şehrimizdeki hücum noktalarımız..

Şeytan ve şeytanın askerleri bu noktaları kullanırlar hep, şehre girişte..

Kiminin zaafı makam-mevki, kiminin ki şan-şöhret, kiminin ki de para..

Zaafı kadın olanlar, şehvet olanlar- şehvet deyince akla, malum manası gelmesin hemen; O da dahil olmak üzere şehvet; uykuya, yiyeceğe, giyeceğe vs her şeyedir-

Düşünüyorum..

Ve insan, zaaflarıyla insan..

Böyle dilemiş Yaradan, böyle yaratmış;
..devamını oku

Amerikalı Abdullah

Çarşamba, 5 Mart 2008

Yaşanmış bir hikaye bu anlatacağım..Birebir yaşayan ve ilk ağızdan anlatan Mısırlı bir Hoca; Muhammed Salih. Bir televizyon kanalında kendisi anlattı –Ennas Tv-Nil Sat-

Dinleyince çok duygulandım ve "tüm gönüllere ulaşsın" dualarıyla, kaleme aldım yüreğimce..Sesimizi yüreklere duyuracak ancak O’dur..O’na hamd ve niyaz ile başlarım; Bismillah

Tebliğ ve irşad çalışmalarım için arkadaşlarımla birlikte Amerika’da idim..

Birgün, her zaman sohbet ettiğimiz cami cemaatinden Suriyeli bir Müslüman kardeşim, yanında bir Amerikalı ile çıkageldi..Ve bana, meşhur bir iş adamı olan bu Amerikalı’nın Müslüman olmak istediğini söyledi..

Tarifsiz sevindim, mutlu oldum. Nasıl sevinmem, Rabbimin inayetiyle ateşlerden bir can daha alınmıştı.. Kucakladım O’nu ilk önce, bağrıma bastım kırk yıllık dostmuşçasına..Ki öyleydi de, ezelden tanışan ruhlarımız şimdi buluşmuştu işte..

Gözleri ışıl ışıldı; Yanakları pembeleşmiş, mahçup bir eda, biraz da şaşkınlık ve sabırsızlıkla yerinde duramıyordu..Kuş gibi çırpınan yüreğinin sesini duymak mümkündü adeta..

Şefkatle sordum O’na;
..devamını oku

Çok inciniyorum incitenlerden, ne yapmalıyım?

Pazartesi, 25 Şubat 2008

Geçen Perşembe ders bitimi bir hanım geldi, yanıma oturdu ve;

“…Sohbet içinde; “İncinme incitenden, gelmeyene gidin, birbirinizi Allah için sevin..” dediniz ya..Ben çok inciniyorum incitenlerdena ne yapmayalım?” dedi..

Ama der demez de akıverdi gözyaşları a Anlaşılan epey dolmuş, çok incinmiş..

Hemen elini tuttum önce, sonra da kucaklayıp, öptüm onua

Ve dedim ki;

-Bak sana iki SIR vereceğim, anlarsan ve uygularsan artık hiç kimse seni incitemez a

Kulak kesildi bana..Umutsuz gibi, ama gözlerinde bir pırıltıylaa

-Hani daha önce anlattım ya sizlere günah konusunda:
..devamını oku

Dolana ay dolanaa..Dolana gün dolanaa..

Çarşamba, 20 Şubat 2008

“Ve tilkel eyyâmu nudâviluhâ beynenNâs” Âli İmran-140

“Hani, O günler var ya, o günler.. Biz o günleri evirir-çevirir, bir gün lehinize bir gün aleyhinize döndürüp dururuz”

Tam sofra topluyordu, içerden gelen müzik sesiyle irkildi kadın..

Dolana ay dolana..Dolana gün dolana
Şirin cânı veririm, bana Yâri bulana..

Ve gayri ihtiyari, ânın sihrine kapılıp, şarkıyı mırıldanarak neşeyle, eşinin bir sağ koluna bir sol koluna girerek ritmle dönmeye başladı salonda..Şaşkınlıkla bakan eşine; “Ne zaman duysak bu şarkıyı ya da söylesek birimiz, Can’ımla hep böyle dansederdik işte” dedi..

Ve durdu kadın..Yüreğinden hıçkırdı..Ve bozuldu sihir..

Hıçkırıklarla ağlıyordu şimdi..

Ve hıçkırıyordu kesik kesik;

Dolana.. ay.. dolana..Dolana.. gün.. dolana..

Ve yüreğiyle avaz avaz seslendi O’na;

Ya Erhamerrahimîn! Ya Erhamerrahimîn!
Ya Erhamerrahimîn!

Kaç ay, kaç gün dolanmıştı da, gelmemişti Can Tanesi..Gidememişti O da..

Aç mıydı? Üşüyor muydu? Hasta mıydı? Başını okşayanı, üstünü örteni, “ne haldesin” diyeni, yaralarını saranı var mıydı gurbetlerde?
..devamını oku

Hep YÂR Kalanın..

Pazar, 10 Şubat 2008

Hep can bilip, tüm vakitlerini sarfettiklerin, ömrünü yoluna adadıkların, başüstüne koyup, üstüne titrediklerin, bir bir terkettiler seni işte..

Gördün mü bak, insanları memnun etmek ne kadar zor..

Ne yapsan beğendiremezsin, ne söylesen dudak büker, eleştirilirsin, illa bir kusur bulurlar..

Uğraşsan tüm gücünle, kendini yeyip bitirsen, kendi öz rahatından tavizler versen..Hatalarına bile göz yumsan, aldırmasan..Hep affetsen hoşgörüyle..Yine de boşuna! Asla memnun edemezsin..

Tüm varlığınla ölesiye yoruluyor ama ücretini alamıyorsun hep, değil mi?

Ama O, öyle mi ya?

Kim mi?

O işte..

Hani pek o kadar önemsemediğin..

Emrine "evet" ama "nasıl olsa olur" diyerek, itaat ederken hiç özenmediğin O..

Hani O, sen yürüyerek gitsen, sana koşarak gelenin..
..devamını oku

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 sonraki »