Yürek Yangınları Anasayfa

Çok inciniyorum incitenlerden, ne yapmalıyım?


Geçen Perşembe ders bitimi bir hanım geldi, yanıma oturdu ve;

“…Sohbet içinde; “İncinme incitenden, gelmeyene gidin, birbirinizi Allah için sevin..” dediniz ya..Ben çok inciniyorum incitenlerdena ne yapmayalım?” dedi..

Ama der demez de akıverdi gözyaşları a Anlaşılan epey dolmuş, çok incinmiş..

Hemen elini tuttum önce, sonra da kucaklayıp, öptüm onua

Ve dedim ki;

-Bak sana iki SIR vereceğim, anlarsan ve uygularsan artık hiç kimse seni incitemez a

Kulak kesildi bana..Umutsuz gibi, ama gözlerinde bir pırıltıylaa

-Hani daha önce anlattım ya sizlere günah konusunda:

-Her insan İslam fıtratı üzere doğar, tertemizdir ve yüce Yaratıcı O Vahhab, içine tüm esmasıyla olası bütün güzellikleri işlemiştir..Kişi dünyaya geldiğinde isterse fıtrat üzere kalır, isterse de bozar yaradılışını, nefsine zulmeder, gurbetlere atar kendini demiştim ya..

İşte canım, gel bunu açalım birlikte;

Kainatta yaradılmış her şey Allah’ı tesbih eder kendi lisanlarıyla, canlı-cansız her şey daim tesbihtedir değil mi?

Bu haliyle “Kainat büyük bir mescid gibidir” diyebiliriz;

Yani her şeyin yüzü O’na dönük, her şey O’nu anmakta, yanmakta..

Şimdi; İnsan günah işleyince, başta kendi hususi dairesi olmak üzere, tüm kainatla çelişiyor..

Nasıl mı?

Kainattaki zikir zincirini kırıyor..

Öyle ya, her şey Yaradan’ını tesbih ederken, o kendini gurbetlere atmış, zikir halkasını kesmiş..

Günah böyle bir şey işte..Her günah işleyen kişi, o muhteşem halkayı zorluyor ve koparıyor..

O zaman eşya yani tüm kainat ve içindekiler, o kişiye yabancılaşıyor, yol vermiyor..

Gurbetlerin bir açılımı da bu..

Yani günah, kendisiyle zıd düştüklerinle zoraki yaşamak-yaşayamamak aslında..

Hani büyüklerden birisi demiş ya;

“Ben günah işlediğimde, bineğimin ve hanımımın huysuzluğundan hemen anlarım”

İşte SIR burada canım..

Bunu kavrarsan, başına gelen olaylarda ya da seni incittiklerinde, gayrına değil de nefsine yönelir sorgularsan hiç incinmezsin a

“Bana neden böyle yaptılar?” “Neden böyle oldu” değil,

“Ben ne yaptım ne halt işledim ki böyle oldu” diye içe dönük sorgu a

Rabbimiz de böyle demiyor mu? Bak ayete;

“Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlarınız (ihmalleriniz ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.” Şura-30

İşte gayrısından İncinenler, hep dışındakileri sorgulayanlardır.

İnsan bu sırrı kavrar ve O’na tam kul olursa, Yaradan tüm dünyayı ona musahhar eder, her şeyi emrine verir,

Sevdiğini kainata sevdirir, memnun olduğunu memnun edera

Sen Allah için olursan, O da senin için olur yania

İkinci SIR a Her yaptığını Allah için yapmak..

Sadece O’nun için..

Eğer böyle yaparsa kişi, ne teşekkür bekler ne de takdir..

Ne alkış ne de övgüa

Neden?

O’nun için yaptı çünkü, karşılığı da O’ndan olacak, O’nca olacaka

İşte bu sırrı kavrayan asla darılmaza

Eşi olsun, patronu olsun, arkadaşı, çocuğu, komşusu..

Kim olursa olsun, hiç kimseye darılmaz ..

Ha, gelmesin mi teşekkür hiç a

Hani insan hep meftundur ya peşin karşılıklaraa

Gelirse nurun ala nur olura

Ama bu mertebede, gelse de gelmese de etkilenmez kişi a

Bunun için de, her işe başladığında “Allah’ım senin için” demeli, öyle yola çıkmalısın;

Bu niyetle yaptığın tüm işler, attığın her adım seni yüceltecek, hem burada hem de ötelerde,..

Adetlerin ibadetlere dönecek ve kazanan sen olacaksın, kendini O’na mal etmenden ötürü..

Hani derim ya hep; “Allah katında değerini öğrenmek istiyorsan; İçine bak! O, sende ne kadarsa”

O seçiyor kullarını “innallahestafa” sırrıncaa

Sen de aday ol O’naa

“Ben” de, parmak kaldır, kendini beğendir O’naa

Bak kendini beğendirmek için bir ömür çırpındıklarından nasıl inciniyorsun..

O’na sevdir-beğendir kendini ki seçilesin, Kul ol ki SULTAN olasın..

Karanlıkta uzaktan bir kıvılcım görmüşcesine tebessüm ettia

Ama düşünecek biliyorum ve ererse sırra, tüm dünya güzelleşeceka

Ve erersek sırra dünya güzelleşecek a

muhabbetle

Ayşe Reşad

monaroza


 

Yorum Yaz