“Ve tilkel eyyâmu nudâviluhâ beynenNâs” Âli İmran-140
“Hani, O günler var ya, o günler.. Biz o günleri evirir-çevirir, bir gün lehinize bir gün aleyhinize döndürüp dururuz”
Tam sofra topluyordu, içerden gelen müzik sesiyle irkildi kadın..
Dolana ay dolana..Dolana gün dolana
Şirin cânı veririm, bana Yâri bulana..
Ve gayri ihtiyari, ânın sihrine kapılıp, şarkıyı mırıldanarak neşeyle, eşinin bir sağ koluna bir sol koluna girerek ritmle dönmeye başladı salonda..Şaşkınlıkla bakan eşine; “Ne zaman duysak bu şarkıyı ya da söylesek birimiz, Can’ımla hep böyle dansederdik işte” dedi..
Ve durdu kadın..Yüreğinden hıçkırdı..Ve bozuldu sihir..
Hıçkırıklarla ağlıyordu şimdi..
Ve hıçkırıyordu kesik kesik;
Dolana.. ay.. dolana..Dolana.. gün.. dolana..
Ve yüreğiyle avaz avaz seslendi O’na;
Ya Erhamerrahimîn! Ya Erhamerrahimîn!
Ya Erhamerrahimîn!
Kaç ay, kaç gün dolanmıştı da, gelmemişti Can Tanesi..Gidememişti O da..
Aç mıydı? Üşüyor muydu? Hasta mıydı? Başını okşayanı, üstünü örteni, “ne haldesin” diyeni, yaralarını saranı var mıydı gurbetlerde?
..devamını oku






