Duanın kabulu için 4 şart vardır;
1-Yakin ; Kişi bilmeli ki ettiği duayı mutlaka duyan ve MUTLAKA cevap verecek biri var..Kudretine istinaden yalnız O’ndan istenir.
2-Huşu ; Olabildiğince O’nun karşısında zillete düşerek, hiçliğini ilan ile, gözyaşlarıyla yürekten dua edilmeli.
Büyüklerden biri der ki; “Farzet ki gemin batmış, denizin azgın dalgaları arasında küçük bir tahta parçasına tutunmuşsun..Nasıl dua eder, nasıl yakarırsın Rabbine? İşte öyle dua et..”
3-Duada acele etmemek ; Mutlaka her duaya cevap var, duaya bu bilinçle devam edilmeli, ISRAR edilmeli..
4-Helal yemek ; Bunu açıklamaya gerek yok
Ebeyni haram kazanan-yiyen ve elinden bir şey gelmeyen gençler için; sadaka tavsiye ediliyor, akılda olsun..
Bir de çok enteresan bir şey öğrendim, belki biliyorduk ama bilinçle değil..O da;
Bir taate başlarken eğer kişi dua ederse, ya da bir haramdan uzaklaşmaya söz verirken dua ederse o DUA KABUL OLAN DUALAR ARASINDA zikrediliyor büyüklerce..
Mesela tesettürlü olmayan biri; “Ben artık kapanacağım” deyip dua ederse..
Ya da “Namaza başlayacağım Rabbim” der dua ederse..
Ya da “işlediğim şu haramdan vazgeçiyorum” der dua ederse..
Akılda olsun
Bir olay daha anlatayım size
Bu ikisini de Risale Tv’inde Amr Halid’ten dinledim..
Aşağıdaki bir arkadaşının başından geçmiş, bu anlatacağım da kendi hikayesi..
Mısırlı bir dava adamı olan ve tüm Arap Dünyasınca çok sevilen Amr Halid, küçük yaşta evlenmiş lakin 10 sene geçmesine rağmen çocuğu olmamış..
Çok üzülüyor, dua ediyormuş hep..
Çok kereler umre yapmış fakat son yapacağı umresine, sadece çocuğu olması için dua etmek için niyetlenmiş..
Tüm umre boyunca hep dualar etmiş yakarmış ve istemiş Rabbinden..
Kutsal Topraklardan ayrılmasına az kala eşi telefon etmiş ve hamile olduğunu bildirmiş..
Her duaya cevap var evet ama ZAMANINI O biliyor..
Bize düşen acele etmemek
Yaşanmış bir olay bu anlatacağım da;
Adamın birisinin oğlu hastalanır, tahliller vs yapılır ve teşhis konur; Kanser!
Adam perişan olur, can tanesi elinden uçup gidecek..
Dindar bir adamdır da..
Duaya sarılır; O Kudrete sığınır..
Bir cuma günü, hani hadis var ya, “cuma günü duaların kesin kabul edildiği bir vakit var” diye..Mescide gider ve cuma çıkana dek, akşam ezanına kadar sürekli dua eder gözyaşlarıyla..
“Allahım oğluma şifa ver! Can tanemi bana bağışla”
Aynı zamanda tüm tanıdıklarından da dua ister..
Mescitten çıkınca bir de bakar ki orada bir kadın çöpleri karıştırmakta, bir şeyler alıp torbasına koymaktadır..
Yaklaşır ve ne yaptığını sorar, kadın;
“Evde 3 yetim bakıyorum, çok fakiriz..Onları doyurmak için..” der..
Adam, “hayır” der, “bırak onları gel benimle..”
Bir kasaba götürür önce ve der ki;
“Her ay bu kadın sana gelecek, aylık et ihtiyacını göreceksin benim hesabıma”
Sonra manav, bakkal, giyim eşyası vs. hep aynı diyaloglar tekrarlanır..
Sonra o kadını izzetle evine uğurlar adam..
Bir hafta sonra çocuğunu alır, götürür rutin muayenesine..
Doktorlar hayret ve dehşettedirler!
Çocuk tertemizdir! hastalıktan eser kalmadığı tahlillerde görülür..
Olay aynen Mısır’da yaşanmıştır, yakın zamanda..
SubhanAllah..
İki hadis tecelli ediyor burda;
“Cumadaki icabet vakti”
ve “Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz”
Sadaqte ya Resulallah!





