Yürek Yangınları Anasayfa

Eylül, 2007 Arşivi

Vermiyorsan ..Neden? Neden vermiyorsun..?

Perşembe, 20 Eylül 2007

ŞİMDİ İNFAK VAKTİ

İnsan denen muhteşem muammayı en iyi çözümleyen, kuşkusuz, Kur’an’dır… Kur’an insanın gizli şifrelerini, bastırılmış duygularını deşifre eder…

İnsanoğlunun ruh dünyasındaki gizemlilikleri çözmek vahiy eksenli bir yolculukla mümkündür…

İç dünyamızdaki negatif ve pozitif unsurlar, anlam kodları, deruni alemin haritası yani insanın saklı fotoğrafı Kur’an’a yüklenmiştir…

Doğru olan, insanı Kur’an’dan tanımaktır… İnsanın eşya ve mülk ile olan ilişkisini değerlendirirken, Kur’an şöyle buyuruyor:

‘‘Gerçekten insan, bencil ve hırslı olarak yaratıldı. Kendisine bir şer(kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. İyilik dokunduğunda ise pinti kesilir(cimrilik eder).’’

(Mearic 19-21)

İnsanın ‘‘sahip olma’’ güdüsündeki hırsına şu ayet-i kerime dikkatimizi çekiyor:

‘‘… İnsan pek cimridir.’’ (İsra 100)

Bir çok cürmün temelinde bu ‘‘cimrilik’’ vardır…

‘‘Sahip olma’’ güdüsü zamanla mülkün Sahibi’ni unutturuyor, ardı sıra sahip olma ve sömürü savaşları başlıyor…
..devamını oku

SİHİRLİ REÇETE - Evlerimizdeki CENNET

Salı, 18 Eylül 2007

Amr Halid anlatıyor:

“Bir gün bir arkadaşım dedi ki bana;

-Eşimi görmeye bile dayanamıyorum artık! Çok itici geliyor, yüzüne bile bakmak istemiyorum..

O’na dedim ki; -Bak sana sihirli bir reçete söyleyeceğim, uygula bunu, sonuç alacaksın inşaAllah..

-Yok dedi, artık hiçbirşey fayda etmez, bitti bu iş!

Israr ettim, razı oldu..İnanır mısınız 1 ay sonra geldiğinde gözleri parlıyordu;

“Haklıymışsın” dedi..”Kalplerimizi toplayan Rabbime şükürler olsun:)

Evet bu SİHİRLİ REÇETE yi uygulayalım inşaAllah..
Hiç değilse şu ramazan boyunca..

Sadece eşler arasında değil, tüm aile bireylerini kapsıyor, herkes için, bu formül..Anne-baba ve diğer aile üyeleriyle muamelede, gençler için de geçerli mesela..

Ne yazık ki;

Şu asırda adeta elimizden kayıyor tüm değerlerimiz..
Batının albenili tuzakları bir bir çeliyor can tanelerimizi..
Bir bir avlanıyor taptaze yürekler pusudaki avcılarca:(

“Elimizde bir tek aile kaldı” derken, o da gitti gidiyor malum :(

Bir şeyler yapmalıyız acilen..
Bu son kale de elden gitmeden bir şeyler yapmalıyız geç kalmadan..

İşte efendim, bu reçete bunun için hazırlanmış; Hedef Aile

İlk iş nedir? Aile içi alakaları pekiştirmek.
..devamını oku

Sofralarımız Karun Sofralarına mı benziyor?

Pazar, 16 Eylül 2007

ramazandan ramazana kozaya girenler kozadan çıkanlar…

islam bir ay, o da bu ay diyenler…

otuz oruç, otuz iftar, otuzyedimizde hala OTuz…

Allah çiçek açmayı, tohum dökmeyi nasib eylesin hepimize. amin…

Muhammed Gecesi

Vahdet Bey, eşine az rastlanır bir dost. Tevhid Ehli güzel bir zat… Yaz başlarında sahil sohbeti yapmıştık Onunla. Ramazanı sonbahar ikliminde yaşadığımız şu günlerde tekrar görüşmek nasip oldu. Bizi bu defa Çengelköy’ deki ata yadigarı köşke davet etti. O da ben de kalabalıkları sevmediğimiz için baş başa iftar edeceğiz.

Vakitlice Boğaziçi vapurunda yerimi alıyorum. İskelede, yollarda tatlı bir telaş. Ramazan tüm maneviyatıyla hakimiyet kurmuş caddelere.

Mübarek ayın ağırlığını alabildiğine hissediyoruz. Hava serin ve rüzgarlı. Hele Kız Kulesini geçip köprüye doğru dümen kırınca Boğaziçi’nin serinliği işliyor içimize. Sultanahmet ve Ayasofya’ nın mühürlediği o meşhur İstanbul silueti arkamızda kalırken martıların cilveli raksı eşliğinde Çengelköy iskelesine yanaşıyoruz.
..devamını oku

Acele Edelim!..

Cuma, 14 Eylül 2007

Hani bilirsiniz; belli marka, belli fiat, belli kalite mal satan,müşterileri belli mağazalar vardır, bizde de tüm dünyada da..

Bazen buralarda indirim olur. Normalde hiç alamayacağı mallara, bu vesileyle sahip olma lüksünü yaşar insanlar..

Ve böyle zamanlarda tam bir izdiham yaşanır oralarda..

Herkes, kaliteyi ucuza almak için akın ederler mağazalara..
Çünkü indirim vakitleri, sayılı günlerdir..

Teşbihte hata olmasın, Ramazan da Rahmanî bir mağazadır.. İçerisi, bir eşi daha bulunmayan, nadide parçalardan oluşan, sonsuz armağanlarla tıklım tıklım dolu bir Rahmanî meşher..

Evet, bu sayılı günlerde , ihlasla yapılacak her amelin karşılığı; ebedî cennet hazineleridir..

Az bir çalışmayla, belkide bir ömürde ancak kazanıbilecek hazineler…Az iş, çok yüksek ücret..

Evet, Ramazanda her iyi iş, yüzle, binle, yüzbinle çarpılıyor, katlanıyor…

Okunacak kısa bir sürenin,
Varılacak secdelerin,
Birkaç kuruş sadakanın,
Bir kap yemeğin,
Bir bardak suyun
Yüreğin en içten sızılarıyla yapılan bir satır duanın,
Hatta içten bir tebessümün,

Karşılığı; ..devamını oku

HAZİNEyi çar-çur etmeyelim!..

Perşembe, 13 Eylül 2007

ramazandan ramazana kozaya girenler kozadan çıkanlar…

islam bir ay, o da bu ay diyenler…

otuz oruç, otuz iftar, otuzyedimizde hala OTuz…

Allah çiçek açmayı, tohum dökmeyi nasib eylesin hepimize. amin…

Bu ayda;

en önemlisi oruç tutmak…

ama zaten tutuyoruz ya!

değil…

sımsıkı tutmak, kaçırmamak.

aç kalmak mı?
..devamını oku

İbrahim Amca’nın Hikayesi

Perşembe, 13 Eylül 2007

Bu yaşanmış gerçek bir hikaye..Mısırlı bir dava adamı olan doktor Saffet Hicazi’den dinledim bir Tv kanalında..Kendisi de, olayın kahramanından bizzat dinlemiş..a

İbrahim Amca bir Türk..Fransa’da yaşıyor ve mütevazı bir bakkal dükkanı var, daha doğrusu küçük bir marketi..

O’ndan alışveriş yapan bir sürü site sakini var dükkanının çevresinde..
Her milletten, her dinden, her renk ve ırktan pek çok insanlar..

Olayımızın kahramanı Cad, 7 yaşında bir Yahudi çocuğudur..

Cad, hergün gelir ve İbrahim Amca’dan alışveriş yapar, her gelişinde de sahibine hissettirmeden(!) bir çikolatayı cebine indiriverir..

Bu aylarca böyle devam eder..

Birgün yine gelir, alışveriş yapar ama her zaman yaptığı gibi çikolata almaz, çıkar..

İbrahim Amca, arkasından seslenir şefkatle;

“Caad, bugün çikolatanı almadın a” Ve uzatır ona her zaman Cad’ın aldığı çikolatayı..

Şaşırır çocuk ve; “Biliyor muydun?” der hayretle..

İbrahim Amca başını okşar Cad’ın ve; “Sakın bir daha çalma Cad, hırsızlık büyük bir suçtur..Başkasının hakkına tecavüzdür! Buraya geldiğinde yine al çikolatanı, ama benden hediye olaraka der şefkatle..

Bundan sonra Cad ile arkadaş hatta dost olurlar..İbrahim Amca 50 yaşında, Cad ise 7 yaşında bir çocuktur..Aradan yıllar geçer..Ne zaman Cad’ın bir sıkıntısı olsa, doğru İbrahim Amca’sına koşar Cad.. O’nun şefkatli sinesine sığınır; Ailesiyle, arkadaşlarıyla vb. tüm sorunlarını anlatır bu dostuna ve nasihatlarini, çözümlerini hayranlıkla dinler, uygular..

Ne zaman sıkıntıyla İbrahim Amca’sına koşsa Cad, İbrahim Amcası çekmecesinden bir kitap çıkarır ve Cad’a vererek; “Hadi aç bir yeri” der, sonra Cad’ın açtığı yeri okur, Cad’a anlatır ve sorununu böylece çözümlerler birlikte..Hayrettir ki, her defasında da teşhis ve çözümler doğrudur!..

Böylelikle tam 17 yıl geçer; Cad 24 yaşında koca bir genç delikanlı, İbrahim Amca da ötelere yürüyen bir fani..Ama dostlukları hep bu minval üzeri devam etmiştir..

Bir gün emr-i Hakk vaki olur ve İbrahim Amca, Hakk’ın rahmetine kavuşur..Ölmeden önce çocuklarına bir vasiyeti vardır İbrahim Amca’nın; İçerideki küçük Sandık olduğu gibi hiç açılmadan Cad’a verilecektir..

Cad, bu en büyük dostunun ölümüyle yıkılır..Çok ağlar, çok yanar..Artık elinden yüreğinden tutan, sorunlarına çözümler bulan, sırdaşı-dert ortağı yoktur..
..devamını oku

O, seni DUYUYOR ve CEVAP VERİYOR biliyor musun?

Salı, 11 Eylül 2007

Duanın kabulu için 4 şart vardır;

1-Yakin ; Kişi bilmeli ki ettiği duayı mutlaka duyan ve MUTLAKA cevap verecek biri var..Kudretine istinaden yalnız O’ndan istenir.

2-Huşu ; Olabildiğince O’nun karşısında zillete düşerek, hiçliğini ilan ile, gözyaşlarıyla yürekten dua edilmeli.

Büyüklerden biri der ki; “Farzet ki gemin batmış, denizin azgın dalgaları arasında küçük bir tahta parçasına tutunmuşsun..Nasıl dua eder, nasıl yakarırsın Rabbine? İşte öyle dua et..”

3-Duada acele etmemek ; Mutlaka her duaya cevap var, duaya bu bilinçle devam edilmeli, ISRAR edilmeli..

4-Helal yemek ; Bunu açıklamaya gerek yok

Ebeyni haram kazanan-yiyen ve elinden bir şey gelmeyen gençler için; sadaka tavsiye ediliyor, akılda olsun..

Bir de çok enteresan bir şey öğrendim, belki biliyorduk ama bilinçle değil..O da;

Bir taate başlarken eğer kişi dua ederse, ya da bir haramdan uzaklaşmaya söz verirken dua ederse o DUA KABUL OLAN DUALAR ARASINDA zikrediliyor büyüklerce..

Mesela tesettürlü olmayan biri; “Ben artık kapanacağım” deyip dua ederse..

Ya da “Namaza başlayacağım Rabbim” der dua ederse..

Ya da “işlediğim şu haramdan vazgeçiyorum” der dua ederse..

Akılda olsuna
..devamını oku

Bu Ramazan Unutulmaz olsun, olur ki SON ramazanımızdır…

Cumartesi, 8 Eylül 2007

İşte “Nerde eski Ramazanlar “dememek ve bu mübarek günlerden maksimum istifade için: 6 zaman ayırma ipucu ve bu zamanı kullanmak için 9 yol!

Vakit geçirmeden okuyun, harekete geçin! ‘Zaman’ı temizleyin! Zamana adres bırakın!

1- Telefon:

Telefondaki konuşmalarınızı en aza indirmeye gayret edein. Düzenli olarak konuşmanız gerekiyorsa, bunları kısa tutun. Karşınızdaki şahsa bu ayın ehemmiyetinden bahsedin ve fırsat kaçırmadan bu aydan istifade etmek istediğinizi söyleyin. Ve onunla bu ipuçlarını paylaşın!

2- Yemek:

Bu ay İbadet ve Kur’ân ayı. Yemek yeme ayı değil. Onun için basit yemekler pişirip, ibadetlere ve Kur’ân’a vakit ayırmaya çalışın. Hanımlarına çok ve çeşitli yemekler yaptırıp vakitlerini mutfaklarda harcattıran kocalar var.. Eğer gerçekten mutfakta vakit geçirmeniz gerekirse, bir Kur’ân kaseti takın veya dilinizde zikir olsun.. [Yemekleri hızlı hazırlamak için de ipuçları bulabilirsiniz!]

3- Alışveriş:

Bayram alışverişinizi ŞİMDİ yapmaya çalışın. Ramazan’ın son on günü ibadetlere vakit ayırmamız gerekiyorken, kendimize ve çoluk-çocuğumuza yapacağımız alışverişlere harcıyoruz.Bu son on günde performans attırmalı ve Kadir Gecesi’ne hazırlıklı girmeliyiz! Bu Ramazan’ı geçen Ramazanlardan çok daha farklı yapmalıyız!

4- İftar partileri(!):

Ramazandaki iftar partileri giderek yaygınlaşıyor. Yılın diğer aylarında sosyal olmak için yeteri kadar vakit var. Bu ay bizim ayımız! Tabii ki birilerinin iftar yapmasını sağlamak sevaptır. Ama ihtiyacı olan fakir fukârayı bulup onları doyurmak daha efdaldir! Efendimiz (sav)’in hadislerinde oruç olan kişilere iftar yaptırmakla alakalı Hadis-i Şerifler bulunmaktadır..
..devamını oku

O’nunlasın her zaman..

Salı, 4 Eylül 2007

O’nunlasın her zaman…

Bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
Tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
Tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
Tüm tv dizilerinden daha dostça.

O varken “yalnızlık” sadece bir kelimedir.

O’na yakın olduğun oranda yalnız değilsin,
O’ndan uzaklığın oranında yalnızsın.

Sana şefkat eden bir Rabbin var; sahipsiz değilsin.
O seni ve diğerlerini şefkatle terbiye ediyor.
Herkesi merhametinin kucağında ağırlıyor.

O seni sevdiği için var eyledi.
Seni severek var eyledi.
Senin varlığından hoşnut.
Senin varlığın O’na yük değil.

Büyük bir ateşten küçük bir çıra tutuşturulsa
ateşten ne eksilir?
..devamını oku

Haram, ateştir!

Pazar, 2 Eylül 2007

Bursa evliyâsından “Molla Ayas”, bir gün sevdiklerine;

- Dün akşam, ocağa odun atıyordum ki, içerde yanıp kor haline gelen kömürleri gördüm, buyurdu.

Aman Allahım! O ne hararetti öyle.

Elimi hemen geri çekip, gayri ihtiyari;

- Yâ Rabbî, bu ateşe nasıl dayanılır? dedim.

Sonra da;

- “Bu ne ki?..” diye düşündüm kendi kendime.

Bu ateş, “Cehennem ateşi” yanında hiç kalır.

- Hiç mi kalır? dediler.

- Evet. Çünkü Cehennemden bir kıvılcım bu dünyaya gelmiş olsa, onun sıcaklığından bu dünya erir, biter.

- Cehennem ateşi bu kadar mı şiddetli?

- Elbette. O ateşte yanan bir kimseyi, oradan çıkarıp dünya ateşine koysalar;

“Oooh, burası ne rahatmış” der.
..devamını oku