Yürek Yangınları Anasayfa

2006 Arşivi

HERKES OKUSUN :)

Cumartesi, 1 Temmuz 2006

Bugün ne yapın biliyor musunuz?..

Gece çocuğunuz-çocuklarınız uyuduğunda, yavaaşça girin odalarına..

Elinize yumuşak uçlu-mürekkepli bir de kalem alın..

Ve.. Eline “seni seviyorum” yazın..

Gül kokulu öpücüklerle çıkın odadan..

Görün bakın sabah neler olacak : ))

Bırakın gün boyu taşısın, sizi ve yüreğinizi..

Demeyin başka yolu yok mu sevgiyi göstermenin?..

Olmaz mı… Çook.. Bu onlardan sadece biri..En basiti belki..

Onlar anlar merak etmeyin..

Çocuklar sürprizlere bayılırlar..Her çocukça yürek gibi..

Yeter ki sevginizi göstermesini bilin..
..devamını oku

ACABASIZ İNANMAK - Annemin Hikayeleri 3

Cumartesi, 1 Temmuz 2006

Vakit namazlarını sürekli cemaatle, camide eda eden, Allah’a yürekten bağlı, çok duru gönüllü bir adam varmış.. Ama evi, nehrin öbür tarafında olduğu için her vakit namazında, salla nehri geçmek epey vaktini alıyormuş.. Bir gün, gittiği camiide bir vaaz dinlemiş.. Hoca diyormuş ki;

“Allah’a öyle inanıp öyle dayanacaksın, öyle güveneceksin ki her işin kolaylıkla hallolsun.. Bismillah de gir suya! Yürü git’..” diye de bir örnek vermiş..

Adamcağız bunu duyunca bir sevinmiş bir sevinmiş ki..

-Oh! Demiş, kurtuldum artık saldan, vakit kayıplarından.. Bismillah der geçerim karşıya.. Sevincinden içi içine sığmıyormuş.. Aynı zamanda da içinden Hocaya kızmaktaymış, neden şimdiye kadar söylemedi bunu diye..

..devamını oku

Annemin hikayeleri 2 PASTIRMA HİKAYESİ

Cumartesi, 1 Temmuz 2006

Peygamber Efendimiz’i -sallallahu aleyhi vesellem -rüyasında görmeyi çok çok arzu eden birisi varmış… (Kim arzu etmez ki değil mi?) Fazla bilgisi de yokmuş.. Hani derler ya; şu kadar şunları okursan, şöyle yaparsan görürsün falan..

Kalkmış bir hocaya gitmiş , anlatmış halini ve ne yapması gerektiğini sormuş..

Hoca gülümsemiş ve;

-Bu çok kolay!.. Sadece, sen benim dediklerimi aynen uygula diyerek devam etmiş;

-Hemen git 2 kilo pastırma al!.. Ve otur ye!. Fakat kesinlikle hiç su içmeyeceksin.. Ne su, ne de sıvı bir şey içmek yok.. Bu dediklerimi yap! Sabah gel rüyanı anlat!..

Adam zavallı, görmek istediği rüya ile pastırmanın alâkasını bir türlü çözememiş fakat yine de, hocanın elbet bir bildiği vardır diyerek, dediklerini hevesle uygulamış..
..devamını oku

Annemin hikayeleri : BAL HİKAYESİ

Cumartesi, 1 Temmuz 2006

Vakitlerden birinde gerçekten yaşanmış bir hikaye bu..

Zaten Anacığım, hep yaşanmış hikayeler anlatırdı..

Bilmezdi tabii hikayede geçenler, kimlerdir..

Ben sonraları okudukça; “Aa bu İmam-ı Âzam’mış, bu Yunus’muş, şu Musa, bu Yusuf’muş” diye, bildim hepsini ve çoğunu değişik fonlarda okudum başka yerlerde ve hayran kaldım Anacığımın iz’ânına.. Allah merhametiyle kucaklasın O’nu..

Bir ömür + annesinin ömrü +yaşadığı zaman..

Binbir odalı bir sarayda imişiz de farkında değilmişiz…

Annem ve Annesi.. Ak saçlı, ak gönüllü filozoflarım benim…

İçinde; binbir çeşit nakışlarla yavruları için saraylar inşâ eden, ak yürekli tüm annelere ve anne adaylarına binler selam!..

Evet mutlu bir aile yaşarmış vakitlerden birinde.. Bir tane de çocukları varmış.. Epey bir süredir bu aile oğullarının sürekli bal yemesinden şikayetçilermiş.. Bir gün Hanım demiş ki;

-Al bu çocuğu falan Hocaya götür.. Nasihat etsin, okusun, dua etsin, bu böyle olmaz..

Adam razı olmuş ve oğluyla birlikte varıp anlatmışlar dertlerini,

duası makbul pek muhterem O Hocaya..

O Gönül ehli, az hüzünlü ve buruk demiş ki;

-Siz şimdi götürün bu yavruyu, tam 40 gün sonra getirin..

Tabii adam şaşırmış çok, yâni edeceği bir dua, neden 40 gün bekletir ki diye düşünse de “hikmetinden suâl olunmaz” diyerek dönmüş..
..devamını oku

İKEBANA

Perşembe, 29 Haziran 2006

Japonların tüm dünyaya armağan ettikleri,

“Çiçek düzenleme” san’atına verilen isim İKEBANA..

Belki bilirsiniz, Japonlar tabiata âşık ve güzellikleri hissetmesini bilen milletlerdendir..

Hatta onların, saksı içinde minik ağaçlar yetiştirdiğini de duymuşsunuzdur; saksı içinde 50 yıllık, 100 yıllık minicik çamlar, çınarlar..

Ayrıca bilenler bilir, Japon bahçeleri de meşhurdur, seyrine doyum olmaz..

Hepsi güzel ama benim en çok ilgimi çeken İKEBANA..

NEDEN Mİ?..

Öncelikle kalbe ve ruha hitâbeden bir san’at olduğu için..

Sonrası…
..devamını oku

Duasiz üsür yürekler..

Perşembe, 29 Haziran 2006

Duasiz üsür yürekler…

Sana bir dua eden olsun
Sen birine dua et!
Duasiz üsür yürekler…

Biliyor musun?..
Baskasina dua ettiginde, aslinda sen kendine dua ediyorsun!
Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA KAYBEDIYORSUN!

Çünkü melekler,
Duan, rahmet ve hayr ise: ” Bir misli de sana olsun, amin”,
Duan zulmet ve ser ise: ” Bir misli de sana olsun, amin” derler…

..devamını oku

GÖK SOFRASINA KONUK OLMAK

Perşembe, 29 Haziran 2006

“Katremiz deryaya saldık biz bugün,

Katre nîce anlasın, ummân olan anlar bizi..”

Sen Gök Sofrası nedir bilir misin?..

Ve…

Ona talip yürekleri?…

Bilir misin sahi?..

Gök sofralarında yüreğini bölüştüğün oldu mu hiç?..

Ya bir gök muştusunu?..

Ya, O En Güzelin (A.S) sevdasını, bölüştün mü biriyle?..

Sen, Kelime-i Şehâdet nasıl bölüşülür bilir misin?..

Dinle;

Ayrılık vaktinde, İkiden biri, “Lailaheillallah” der,

Diğeri, “MuhammedunResûlullah”..

Bölüşürler o şehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları..

Ki, birleşsin gönülleri tevhidde, hiç ayrılmasın..

Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar..

Lailaheillallah sende, MuhammedunResûlullah onda..

Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat..

İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa…

..devamını oku

BANA BİR TÜRKÜ SÖYLE!..

Perşembe, 29 Haziran 2006

Bana bir türkü söyle!..

İçinde ne sen ne ben olsun..

Ne de asrın kof sevdaları..

“O” olsun sadece ve “O” nun “En Sevgilisi”..

Bana bir türkü söyle!..

Dağlara taşısın yüreğimi,

“Nur” da nurlanayım, yüreğim titresin “Hira” da..

“Uhud”, O’nun diliyle sevsin beni ve kucaklasın..

Dağ dağ dolaştırsın yüreğimi..

Bana bir türkü söyle!..

Muştu olsun mâverâdan..

Aşk olsun içinde.. Hasret olsun.. Özlem olsun..

Günübirlik sevdalara inat,

Meleklerin kül olacağı “O Nokta”dan aşırsın gül sevdalı yüreğimi..

“O” na taşısın…
..devamını oku

YÜREK YANGINLARI

Perşembe, 29 Haziran 2006

Ansızın bir duman yükselir gülüm,

Bu ruhsuz kentin ufuklarında…

Ve.. Yangınlarda gönüller…

Kavrulan bedenindir, kış ikindilerinde..

Ve.. Bin yalana adanmış taptaze yürekler…

Ağıtlarım SANA’dır.. ZAMÂNA’dır,

Ve.. SENDEKİ BANA’dır, gülüm!..

Bir bir boyun büker fidanlarım,

Dallar tomurcuklanmaz, çiçeklenmez baharlar..

Ve.. Meyve vermez artık ağaçlar..

Bu hasat mevsimidir gülüm!..

Ve.. Biçilen yüreklerdir, Aysız gecelerde,

Hiç ekilmemiş topraklardan…

..devamını oku

Sayfa: « önceki 1 2